Yaratıcılık çeşitli açılardan toplumu ve bireyleri ilgilendiren bir alandır. Herhangi bir birey için özel hayatında ya da iş hayatında yaratıcılık önemliyken, toplumsal alanda bilimsel buluşlarda, yeniliklerde yaratıcılık önemlidir (Stenberg & Lubart, 1999). Yaratıcılık ve zekâ kalıtımsal olarak sınırlanan özellikler değildir. Bu özellikler sabit olmadığından geliştirebilirler (Sternbeg & Grigorenko, 2002). Öznacar & Bildiren (2012) yaratıcılığı, açık fikirler teşvik edilerek, orijinal fikirler desteklenerek, probleme değişik yollardan çözümler arayarak, problemin çözüm yollarına ilişkin kritikler yaparak geliştirilebilen bir yetenek olarak ele almıştır. Amabile, teorik olarak yaratıcılığın geliştirilmesi için üç alan üzerinde durmaktadır. Bunlar; öğrenme alanıyla, yaratıcılıkla ve motivasyonla ilişkili yeteneklerdir (Amabile, 1983). Üstündağ’a göre (2011), yaratıcılığı geliştirmek için zihinsel hazırlık, bir konuya ilişkin farklı sorular sorabilme, çoklu sonuca götüren düşünceyi geliştirmek gerekmektedir. Honig de (2001), yaratıcılığı geliştirilebilir bir yetenek olarak ele almaktadır. Açık uçlu yanıtı belli olmayan sorular, sanat alanlarına ilgiler, hareketten feyiz almak, olağanüstü durumlar üzerinde düşünmek yaratıcılığın geliştirilmesinde etkilidir.

Yıldırım’a göre (1998) yaratıcılık, işbirliği yapmayı öğretme ve güven duygusunu geliştirilme, her fikrin önemli olduğu düşüncesini geliştirilme, öğrenmeye cesaretlendirilme, takdir edilme sağlandığında daha iyi gelişmektedir. Treffinger’e göre (1993), yaratıcılığı geliştirmek bireyleri homojenleştirme süreci, herkese benzer stratejileri öğretmek değildir. Aksine bireylerin yaratıcılıklarını geliştirmek demek, sahip oldukları farklı özelliklerini, güçlü yanlarını anlamalarını, farkına varmalarını ve geliştirmelerini sağlayarak kendilerine göre yaratıcı ürünler vermeleridir. Mayesky (2009), öğrencilerin yaratıcı potansiyellerini ortaya çıkarmakla onların değişime açık olacaklarını, yeni durumlara karşı hazırlanacaklarını, birden fazla cevapları olan durumlara çözüm üretebileceklerini, kendilerini eleştirebileceklerini ve daha fazla yaratıcı fikir ortaya koyabileceklerini ifade etmektedir. Yaratıcı ortamları geliştirmek için ortamın zenginleştirilmesi, ortamın yeniden düzenlenmesi, ortamın yalınlaştırılması, ortamın sistemleştirilmesi gibi düzenlemeler gerekmektedir (Gordon, 2000). Bununla birlikte bireyin bulunduğu ortam sürekli sorgulayıcı ve soru sorarak zihinsel işlerliği artırıcı nitelikte olmalıdır. Sorgulama durdurulursa zihinsel işlerlik gelişmez ve yaratıcı düşünce olumsuz etkilenir (Üstündağ, 2011).

Yaratıcılığı geliştirmek için yapılabilecekler arasında yaratıcılığı modelleme, yapabilecekleri düşüncesini tasarlama, varsayımları sorgulama, problemleri tanımlama ve tekrar tanımlama, fikir üretmeyi destekleme, yaratıcı fikirleri pekiştirme, belirsizlikleri tolere etme, öz-düzenlemeye teşvik etme, işbirliği yapma, farklı bakış açılarını kullanma, uyarıcı ortamlar arama, zorlukları tercih etme de ele alınmaktadır (Stenberg & William, 1996).

Guilford Zihin Yapısı Modeli’nde problem çözme becerilerinden hareketle yaratıcılığı geliştirmeyi hedeflemiştir (Guilford, 1967). Modelinde üç boyutlu bir sınıflandırmadan bahsetmektedir. Bu model düşünmeyi sağlayan zihinsel işlem, içerik ve ürün çeşitlerine göre birçok olası yeteneği içerisinde barındırmaktadır. Bunlardan zihinsel işlem çeşitleri; değerlendirme, tek sonuca götüren üretim, çok sonuca götüren üretim, bellek ve bilişten oluşmaktadır. İçerik çeşitleri: şekilsel, simgesel, anlamsal, davranışsal öğelerden oluşmaktadır. Ürün çeşitlerinde ise; üniteler, sınıflar, ilişkiler, sistemler, dönüşümler, çıkarımlar yer almaktadır. Yine Renzulli (1972), Guilford’un Zihin Yapısı Model’ini temel alara yaratıcılığın dört boyutunu kullanıp öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek amacıyla geliştirdiği öğretim programının etkili olduğunu bulmuştur.

Treffinger (1986), üstün yetenekliler öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirme modelinin ilk seviyesinde yapılması gerekenleri; öğrencilerin çok sayıda fikir üretme ve ürettikleri fikirleri analiz etme, beyin fırtınası yapma, sınıflandırma yaparak nitelikli listeleme yapma, ilişki kurma gibi bazı düşünme tekniklerinin, bütünü görmesi ve eleştirel bakabilmesi için çıkarım yapma, analojilerle düşünme, gruplar arasındaki ilişkileri fark etme, kategorilere ayırma gibi tekniklerin öğrencilere kazandırılması olarak ifade etmektedir. İkinci seviye olarak, öğrencinin kazandığı tekniklerin karmaşık ve sistematik yapılara uygulamaya başlaması gerekir. Bunlar yaratıcı problem çözme veya gelecek problemleri çözme etkinlikleri olabilir. Üçüncü seviye olarak ise, gerçek hayattaki problemleri çözmeleri için öğrenciler öğrendikleri stratejileri ve problem çözme metodunu kullanarak zorlanabilirler.

Kimi araştırmacılara göre yaratıcılığın gelişmesi ile çoklu sonuca götüren düşüncenin gelişmesi hemen hemen aynı şeyi ifade etmektedir. Yaratıcılığın tanımları incelendiğinde çoklu sonuca götüren düşüncenin tanımları ile birçok noktada benzerlik gösterdiği görülmektedir. Çoklu sonuca götüren düşünceler akıcılık, esneklik, özgünlük içermektedir. Çoklu sonuca götüren düşünce farklı çözümlere ulaşmak için basamak olarak değerlendirilebilir (Arık, 1990). Üstündağ’a (2011) göre ise, eski düşüncelerden vazgeçerek yeni bağlantılar kurup, bilgi sınırlarını genişleterek olağanüstü düşünceleri başlatmayı içerir. Yaratıcı Problem Çözmenin bir problem karşısında çoklu fikirler oluşturabilme yeteneği olan akıcılığın üstün zekalı yetenekli çocuklara öğretilebileceğini ve zeka ile yüksek korelasyon gösterdiği araştırmalar bulunmaktadır (Baska & Stambaugh, 2006; Borland, 1988; Moon & Feldhusen,1993).

Birçok araştırmacının yaratıcılık tanımında yer alan önemli kavramlar sıradışı düşünme, esneklik, orijinallik ve akıcılıktır. Araştırmacılar yaratıcılığı geliştirmek için bu boyutların geliştirilmesini hedeflemişlerdir. Üstün yetenekli çocukların özellikleri arasında yer alan sıradışılıkları yaratıcılıkları ile birçok noktada bağlantı göstermektedir. Sıradışılık yaratıcılığı açıklamak için bir koşul olarak düşünülebilir. Tıpkı Newton’un yer çekimini bulana kadar düşen cisimlerin farkında olamadığımız gibi.

Yaratıcılık, durumlar arasında ilişki kurma, derinlemesine düşünme, deneme, keşfetme gibi birçok öğrenilen davranışlardan oluşmaktadır. Herkese doğuştan bahşedilen öğretilebilir bir yetenek olan yaratıcılık eğitimle geliştirilebilir (Kırışoğlu, 2002; Üstündağ, 2011). Yaratıcılık da öğrenme de beynin farklı bölgelerindeki sinirsel iletimlerle gerçekleşmektedir. Genel olarak yaratıcılık beynimizin sağ yarısında, bazen de her ikisinin ileti sağlanması ile oluşmaktadır. Sağ yarı küre sadece yaratıcılık için gerekli olan zihinsel işlemlerde değil, yaratıcılığın gerekli olduğu diğer alanlar da çalışmaktadır (Orhon, 2011).

Eğitimle geliştirilebilen bir yetenek olan yaratıcılık çocuklarda farklı özelliklerin gelişmesini sağlamaktadır. Yaratıcılık eğitimiyle çocukların güçlüklerin üstesinden gelmek için çözüm yolları bulmaları kolaylaşır. Çocukların her şeyi merak ederek soru sormalarını ve kestirimlerde bulunmalarını, araştırma ve deney yapma eğilimlerini artırmalarını, hayal dünyasını geliştirmelerini, herhangi konuda ilgi ve dikkatlerini uzun süre tutabildiklerini, yeni buluşlar gerçekleştirmelerini, ayrıntılara dikkat ederek yanlış ve eksiklerini bulmalarını, kendilerine güvenen ve bağımsız kişilikler geliştirebilmelerini, geleceğe yönelik planlar hazırlayabilmelerini, dengeli ve duyarlı kişiler olabilmelerini, duygu ve düşüncelerini farklı şekillerde ifade edebilmelerini, çevrelerindeki biçim ve mekân ilişkilerini görebilmelerini, kendilerini dış dünyaya ve tüm insanlara açık tutabilmelerini sağlar (Ömeroğlu 2001; Verber, 1979).

Chen, Himsel, Kasof, Greenberger & Dmitrieva (2006), yaratıcılık eğitimi ile öğrencilerin yaratıcı düşünmelerinin geliştirilebileceğini belirtmişlerdir. Torrance (1972), yaratıcı düşünmeyi öğretmenin zor ama imkânsız olmadığını ve kendisinin bunu başardığını belirtmiştir. Torrance yaratıcılık eğitimi ile ilgili yaptığı çalışmaların çoğunda olumlu sonuçlar elde etmiştir ve çocuklara yaratıcı düşünceyi öğretmek için bazı önerilerde bulunmuştur. Bunlar; yaratıcı problem çözme yöntemi, yaratıcı sanat çalışmaları, yaratıcı düşünmeyi öğretmek için tasarlanmış okuma programları, öğretmen ve sınıf değişkenleri, sınıf ortamı, motivasyon, ödül, yarışma ve ileri düzey yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek için tasarlanmış test ortamlarıdır.

Çağlar (2004a),  yaratıcı öğretim için dört farklı aşamadan bahsetmektedir. Bunlar açıklık, odaklanma, disiplin, kapanmadır. Açıklık aşamasında fikirlere açık olarak alışılmamış düşünceyi ele alarak çocuklarda yaratıcılık becerilerinin geliştirileceği savunulmaktadır. Bununla birlikte açıklığı takip eden süreçte disiplinde bahsedilen izlenecek yollardan, bu yolları kullanarak üzerinde düşündüğü konuya odaklanmadan bahsedilmektedir. En son olarak varılan sonuçtaki karar kapanmaya işaret eder.

Fatt (2000), yaratıcılığın öğretimi için gerekli olabilecek bir dizi ilkeleri şu şekilde ele almaktadır. Bunlar; Çeşitli alan uzmanlarını derse davet etmek, seminerler düzenlemek, bilim parkları ve teknoloji parkı gibi yerleri kullanarak çevresel uyaranları artırmak, rekabet ortamı oluşturmak, yeni ve farklı disiplin alanlarından yararlanmak, okul dışı aktivitelerden yararlanmak, teknolojiyi en üst düzeyde kullanmak gibi ilkelerdir.

Bununla birlikte Perkins’in çalışması da yaratıcı öğretim konusunda başarılıdır. Perkins, yaratıcı olmanın ve onu öğrenmenin anahtar prensiplerini tanımlamıştır. Bu prensipler genel olarak; Yaratıcılık: Kişileri yaratıcı yapabilecek özellikler sergilemesi;  Beklenti içinde olunan özellikler: Planlama, soyut düşünme, çözüme ulaşma, yeni şeyler üretme; ürünü meydana getiren gücü yönlendirmeyi amaçlama, alternatif seçenekler arasından birisini tüm detayları ile değerlendirme; Stil, değer, inanç gibi kavramların bütünüdür (Akt Baska & Stambaugh, 2006; Perkins, 1981).

Torrance (1962), yaratıcı ürünlerin yaşamın ilk yıllarındaki yaratıcı atılımların desteklenmesine ve geliştirilmesine bağlı olduğu belirtmektedir. Yaratıcı bireyleri yetiştirmede eğitim programları çok önemlidir. Teknolojide olan değişimler doğal olarak eğitim programlarındaki değişimi de beraberinde getirmektedir. Çağdaş eğitim, okulöncesi dönemden başlayarak çocuğun düşüncelerini merak etme, gözlem, buluş yeteneklerini geliştirerek ondaki yaratıcılık becerilerini geliştirmeyi hedefler. Akbaba’ya göre (2012), yaratıcı öğretimde öğrenciler orijinal düşünce üreterek öğrenirler. Sınıf ortamı tıpkı Torrance’ın bahsettiği üzere desteklenip ve geliştirse orijinal düşünce üretimi artar.

Üstün yetenekli bireylerde yaratıcılığın geliştirilebilmesi için yaratıcılığın tüm boyutlarını kapsayıcı öğretim modellerinden farklı yöntem ve stratejilerinden yararlanılmaktadır. Yaratıcı öğretim modellerini içeren programlar akademik,  sanatsal, mesleki alanlarda çeşitli yetenekleri kapsayıcı özellik göstermelidir. Bununla birlikte yaratıcı bir program, üretken düşünme, uygulama ve farklı alanlarda ortaklık, durum ya da konuya eleştirel bakma, hipotetik düşünebilme, projeler üretebilme, bağımsız öğrenme becerilerini geliştirmeyi içerir (Sungur, 2001).

Mildrum’a göre (2000), yaratıcılığın geliştirilmesi için gerekli olan bir öğretim programında içerik, öğrencilerin kendilerini yansıtabilecekleri nitelikte olmalıdır. Bununla birlikte işbirliği çalışmaları, tartışma, uygulama, bağımsız davranma gibi kriterler de içerikte yer almalıdır. Özellikle yaratıcı öğretim programlarında öğrencilere sunulması gereken hizmetler yaratıcı anlatım, yetenek ve ilgilerin eşlendirilmesi, biyografiler okuma, akademik rehberlik, açık uçlu aktiviteler, program dışı aktivitelerdir (Baska & Stambaugh, 2006).

Yaratıcı düşünce ile hazırlanan etkinliklerde öğrencilerin tek çözüm yolu üzerinde değil muhtemel çözüm yolları üzerinde durmaları sağlanmaktadır. Bu bakımdan öğrencilere yöneltilen soruların birden fazla cevapları olan açık uçlu sorulardan oluşmasına özen gösterilmelidir (Rawlinson, 1995). Öğrencilere onların yaptıklarına ilişkin sürekli geri bildirimde bulunulmalıdır (Csikszentmihalyi, 2000). Bununla birlikte yaratıcı düşüncenin gelişmesi için beyin fırtınası gibi teknikler kullanılmalıdır. Beyin fırtınasının akıcılık, sentez, analiz, esneklik, dönüştürme, açımlama, sezgi, sorunları tanımlayabilme, konsantre olma, sorunlara karşı duyarlılık, mantıksal düşünme, analojik düşünme, belirsizliklerden kaçınma, spontanlık, sıradışı bağlantılar kurma gibi kriterler açısından yaratıcılığa etkisi vardır (Öztuna & Gürdal, 2004).

Alanyazındaki kuramsal ve uygulama çalışmalarına genel olarak bakacak olursak yaratıcılığın geliştirilebilir bir yetenek olduğunu söyleyebiliriz. Yaratıcılığın geliştirilmesinde öğretmenin rolü de unutulmamalıdır. Uygun sınıf ortamının, yaratıcı ders programlarının oluşturulması ve öğrencilerin teşvik edilmesi gibi değişkenlerde öğretmenin etkisi vardır (Stenberg, 2000). Öğretmenler yaratıcı becerileri geliştirici üstün yetenek modellerine ve bunlara yönelik hazırlanması gereken etkinliklere vakıf olabildikleri ölçülerde öğrenciler için fayda sağlayabilmektedirler.

logo.png
Bize Ulaşın
Bizi Takip Edin

+90 544 44  

UYCEP

89237

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • LinkedIn

Liman Mahallesi, 60. Sokak D:No. 19 T-Mall Karşısı – Liman Mevkii, 07130 Konyaaltı/Antalya

Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçin.

© 2019 Developed and Created By UYCEPTeam. All Rights Reserved